Çift Terapisi İçin Çok Mu Geç Kaldık?
Çiftlerle çalışırken en sık duyduğum cümlelerden biri şudur:
“Keşke daha önce gelseydik. Ben son noktaya geldim, artık umudum kalmadı “
İlginç olan şu ki, çiftlerin çoğu terapiye ilk sorun ortaya çıktığında değil, artık aynı tartışmaları tekrar tekrar yaşamaktan yorulduklarında başvuruyor. O noktaya kadar birçok kez konuşmuş, birbirlerini anlatmaya çalışmış, kimi zaman susmuş, kimi zaman öfkelenmiş ve sonunda birbirlerinden uzaklaşmış oluyorlar.
Dışarıdan bakıldığında sorun para, çocuklar, aileler, kıskançlık, aldatma ya da ev işleri gibi görünebilir. Ancak çiftlerle çalışırken tekrar tekrar gördüğüm bir şey var:
Çoğu zaman ilişkiyi yoran şey olayların kendisi değil, o olayların bizde uyandırdığı eski duygulardır.
Neden Aynı Tartışmayı Defalarca Yaşıyoruz?
Bazı çiftler terapiye geldiklerinde yıllardır aynı konu etrafında döndüklerini fark ederler.
Bir taraf:
“Beni hiç anlamıyorsun. “der.
Diğeri:
“Ne yaparsam yapayım sana yetmiyor. “cevabını verir.
Konu değişir, olay değişir ama tartışmanın duygusal tonu değişmez.
Şema terapi açısından baktığımızda bunun önemli bir nedeni vardır.
Hiçbirimiz ilişkiye yalnızca bugünkü halimizle gelmeyiz.
Çocukluk deneyimlerimizi, ilişkilerden beklentilerimizi, kırılganlıklarımızı ve öğrenilmiş baş etme biçimlerimizi de beraberimizde getiririz.
Bazen partnerimizin söylediği bir cümle, aslında çok daha eski bir yaraya, içimizdeki çocuk yanımıza dokunabilir.
O anda eşimizle değil, yıllar önce yaşadığımız bir duyguyla karşı karşıya kalabiliriz.
İlişkilerde Görünen Kişiler Değil, Bazen Modlar Tartışır
Şema terapinin en temel kavramlarından biri “modlar” kavramıdır.
Modları, belirli anlarda devreye giren duygusal durumlarımız olarak düşünebiliriz.
Örneğin kişi eleştirildiğini hissettiğinde kırılgan ve incinmiş tarafı ortaya çıkabilir.
Bir başkası aynı durumda öfkelenebilir.
Bir diğeri tamamen içine kapanabilir.
Çiftlerle çalışırken bazen şöyle bir tablo görürüz:
Bir partnerin incinmiş çocuğu konuşurken diğer partnerin öfkeli baş etme hatta zorba modu, bazen de duvar ören modu devreye girer.
Öfkeli ya da duvar ören modu yükseldikçe karşı tarafın terk edilmekten korkan tarafı daha fazla tetiklenir.
Ve kısa süre içinde iki yetişkinin konuştuğu bir diyalog olmaktan çıkar.
İki yaralı taraf birbirine cevap vermeye başlar.
O noktada taraflar genellikle birbirlerini duymakta zorlanırlar çünkü her ikisi de kendini korumaya çalışmaktadır.
Çift terapisinde çoğu zaman yaptığımız şeylerden biri, bu görünmeyen döngüleri fark edilebilir hale getirmektir.
Tartışmaların Altında Çoğu Zaman Karşılanmamış İhtiyaçlar Vardır
Şema terapiye göre insanların temel duygusal ihtiyaçları vardır:
- Güvenli bağ kurmak
- Anlaşılmak
- Kabul görmek
- Değerli hissetmek
- Duygularını ifade edebilmek, kendini ortaya koyabilmek
İlişkilerde yaşanan birçok çatışmanın altında da bu ihtiyaçlar bulunur.
“Beni dinlemiyorsun” cümlesinin altında çoğu zaman görülme ve önemsenme ihtiyacı vardır.
“Sürekli eleştiriyorsun” yakınmasının altında kabul edilme ihtiyacı olabilir.
Tartışmaların yüzeyine baktığımızda haklı-haksız mücadelesi görürüz.
Derine indiğimizde ise çoğu zaman birbirine ulaşmaya çalışan iki insanla karşılaşırız.
Araştırmalar Bize Ne Söylüyor?
İlişki araştırmalarının en önemli isimlerinden biri olan John Gottman, onlarca yıl boyunca çiftlerin etkileşimlerini incelemiştir.
Gottman’ın çalışmalarından öğrendiğimiz önemli şeylerden biri, ilişkilerde çatışmanın kaçınılmaz olduğudur.
Mutlu çiftler de tartışır.
Ancak onları ayıran şey, çatışma yaşayıp yaşamamaları değil, çatışma sırasında birbirleriyle kurdukları duygusal bağdır.
Benim klinik deneyimimde de gördüğüm çiftlerin iyileşmesini sağlayan şey yalnızca iletişim teknikleri öğrenmeleri değildir.
Asıl değişim, partnerlerin birbirlerinin savunmalarının arkasındaki kırılgan tarafı görebilmeye başlamasıyla ortaya çıkar.
Çift Terapisi İçin Kriz Beklemek Gerekmez
Toplumda hâlâ çift terapisine başvurmanın ilişkinin kötü gittiği anlamına geldiğine dair bir inanış var.
Oysa ben bunu biraz farklı görüyorum.
Çift terapisine gelmek çoğu zaman ilişkinin bittiğini değil, ilişkinin önemli olduğunu gösterir.
Çünkü insanlar değer vermedikleri şeyler için yardım aramazlar.
Bazen terapi, büyük bir krizin ardından başlar.
Bazen de yalnızca şu nedenle:
“Eskisi gibi yakın hissedemiyoruz.”
Bu da başlamak için yeterince önemli bir sebeptir.
Son Söz
Çiftlerle çalışırken beni en çok etkileyen şeylerden biri şu oldu:
İnsanlar çoğu zaman öfkelerinin altında anlaşılmak, savunmalarının altında kabul görmek, geri çekilmelerinin altında ise incinmekten korunmak isterler.
Çift terapisi, kimin haklı olduğunu bulmaya çalışılan bir süreç değildir.
Birbirini seven iki insanın, zaman içinde kaybettikleri bağlantıyı yeniden kurabilmelerine yardımcı olabilecek bir alan yaratmaktır.
Bazen bir ilişkiyi değiştiren şey büyük çözümler değildir.
Partnerinizin öfkesinin altında korku olduğunu, eleştirisinin altında görülme ihtiyacı bulunduğunu fark ettiğiniz o küçük andır.

