Sınav Kaygısı: Sorun Sınav mı, Yoksa Sonrası mı?
Sınav dönemleri pek çok öğrenci için yoğun bir stres ve baskı sürecini beraberinde getirir. Kalp çarpıntısı,bulantı,kusma ,iştahsızlık, dikkat dağınıklığı, uyku problemleri, çalışma isteğinde azalma, unutkanlık ve başarısız olma korkusu ve birlikte yoğun kaygı bu dönemde sık karşılaşılan durumlardır. Belirli düzeyde heyecan aslında doğaldır; hatta performansı artırabilir. Ancak kaygı yoğunlaştığında öğrencinin potansiyelini kullanmasını engellemeye başlar ve akademik başarıyı olumsuz etkiler. Böylece yeteri kadar performans gösterilemeyen sınavlar yapamayacağım ,başaramayacağım inancını pekiştirerek kısır döngüye sokar
Sınav kaygısı çoğu zaman yalnızca sınava ilişkin değildir. Bazı öğrenciler için sınav, bilgi düzeyinin ölçüldüğü bir değerlendirme aracı olmaktan çıkar; kişinin değerini, yeterliliğini ve geleceğini belirleyen bir ölçüt haline gelir. Öğrenci sınavdan çok sınav sonuçları ve getirileri ile meşgul olur.
Bu nedenle sınav kaygısını anlamaya çalışırken yalnızca çalışma alışkanlıklarına eğilmek yeterli olmaz, öğrencinin kendisiyle ilgili temel inançlarına da bakmak gerekir.
Heyecanlanmak normal mi?
Sınav öncesinde heyecan hissetmek son derece normaldir. Hatta belirli düzeyde kaygı dikkat ve motivasyonu artırarak performansa olumlu katkı sağlayabilir.
Ancak sınav kaygısında durum farklıdır. Öğrenci sınava hazırlanmasına rağmen yoğun endişe yaşar, bilgisini kullanmakta zorlanır ve bildiğini de unutabilir. Bazı öğrenciler sınav sırasında bildiklerini unuttuklarını hisseder, bazıları çalışma masasına oturmakta dahi zorlanır.
Kaygı artık motive eden bir unsur olmaktan çıkıp işlevselliği bozan bir hale geldiğinde profesyonel değerlendirme önem kazanır.
Sınav Kaygısının Belirtileri
Sınav kaygısı yalnızca düşünsel düzeyde yaşanmaz; bedensel, duygusal ve davranışsal belirtilerle kendini gösterebilir. Kalp çarpıntısı, terleme,nefes alamama,mide bulantısı,karın ağrısı, baş ağrısı gibi fiziksel belirtiler,endişe ,çaresizlik ,umutsuzluk duyguları , ‘başaramayacağım’,herkes benden daha iyi’,’sınav kötü geçerse herşey biter’ gibi düşünceler ile seyreden bir durumdur.
Aile Tutumlarının Sınav Kaygısına Etkisi
Sınav kaygısını değerlendirirken aile sistemini göz ardı etmek mümkün değildir.
Elbette her yüksek beklenti kaygı yaratmaz. Ancak çocuğun sevgi, kabul ve değer görme deneyimi başarıya koşullu hale geldiğinde sınavlar çok daha büyük anlamlar taşımaya başlar.
Bazı öğrenciler için başarısızlık korkusu aslında not alma korkusu değil; hayal kırıklığı yaratma, eleştirilme veya değer kaybetme korkusudur.
Bu nedenle ailelerin çocuklarının yalnızca akademik performansına değil, duygusal ihtiyaçlarına da duyarlı olmaları önemlidir.
Sınav Kaygısıyla Baş Etmede Neler Yardımcı Olabilir?
Kaygıyı Yok Etmeye Çalışmayın
Amaç kaygıyı tamamen ortadan kaldırmak değil, yönetilebilir seviyeye getirmektir.
Düşünceleri Fark Edin
Öğrencinin zihninden geçen felaket senaryolarını fark etmesi önemlidir.
“Başarısız olursam hayatım mahvolur” gibi düşünceler çoğu zaman gerçeği değil, kaygıyı yansıtır.
Hata Yapmaya Alan Açın
Öğrenme sürecinin doğal bir parçası hata yapmaktır. Kusursuzluk hedefi çoğu zaman kaygıyı besler.
Öz Şefkati Geliştirin
Öğrencinin kendisiyle konuşma biçimi oldukça önemlidir.
Yakın bir arkadaşına göstermeyeceği sertliği kendisine göstermesi kaygıyı artırabilir.
Profesyonel Destek Almaktan Çekinmeyin
Kaygı öğrencinin günlük yaşamını, ders çalışma düzenini veya sınav performansını belirgin şekilde etkiliyorsa ,kendine yardım teknikleri ile control altına alınamıyorsa psikiyatrik destek süreci ,gerekli görülürse ilaç tedavisi oldukça faydalı olabilir.
Sonuç
Sınav kaygısı çoğu zaman yalnızca sınavla ilgili değildir. Bazen altında yetersizlik hissi, başarısızlık korkusu, mükemmeliyetçilik ya da yoğun bir iç eleştiri bulunabilir. Bu nedenle sınav kaygısını yalnızca performans sorunu olarak görmek yerine kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi anlamaya çalışmak gerekir.Gerektiğinde aileyi destek sürece dahil etmek fayda sağlayabilir.
Çünkü birçok öğrenci için mücadele edilen şey sınav soruları değil, o sınavın temsil ettiği anlamlardır. Sınavın sonucu değil; “Yeterli miyim?”, “Değerli miyim?”, “Beklentileri karşılayabilecek miyim?” sorularıdır.
Gerçek iyileşme de çoğu zaman bu soruların kökenini anlamakla başlar.

